28 Şubat 2011 Pazartesi

istANanKARAbul

evraklara bakıp durdu yarım saat boyunca...üst üste içtiği kaçıncı sigara olduğunu düşündü bir an ama bu fikri hemen aklından çıkardı...

işin iğrenç tarafı lise yıllarının en güzel kenti İSTANBUL diğer yanda gençliğinin onun için AŞK demekle eş olamn ANKARa... orta okulda sınavlara bursa da girmiş ve ailesinin istemesine rağmen gözünü bile kırpmadan İSTANBUL yazmıştı ilk tercihine ve sonunda da mükemmel hatıralar bıraktığı şehre gitmişti... o zaman çocukça bir cesaret ve ürkekle yapmıştı bunu... Bursada da okuyabilirdi... memleketine de yakın olmasına rağmen o büyülü şehir onu çağırmıştı adeta.. O da bu davete hayır dememişti ...

şimdi gene böle bi kararla başbaşa kalmıştı... ne yapacagını bilmiyordu hiç... sadece sevdiği için değil o da bu şehri yeniden solumak istiyordu... hele ki sevdiği ile beraber o şehir sunulmuştu şimdi Ona! daha ne istesindi... ama diğer taraftan korkuları da ağır basıyordu...

korkularını düşünmek istemedi... sadece nasıl olurdu onu hayal etmeye çalıştı... ne kadar çabalarsa çabalasın bir türlü resmi göremiyordu... görüntüler netleşmiyordu.. silik silikti herşey!

oysaki ankara öle değildi... sevgilisi ile yapacağı herşey o kadar nettiki... o da benim durumumda sanırım diye düşündü... o da Ankara resmini göremiyordu... ama o İstanbul daki resmin içine beni sokmuşmuydu... benimle bir İstanbul resmi görebiliyor muydu... dahası benimle bi resim görebiliyor muydu.... söylemiyodu ki hiç....

alkol almalıyım diye düşündü...



27 Şubat 2011 Pazar

olumlu şeyler düşün...

bir rüya gördüm ve o rüyanın gerçek olacağına cok inandım... o rüya gerçekleştiğinde yapacaklarımızı hayal ettim planlar yaptım... aslında planlı yasamayı sevmiyorum bilirsin... ama güzel şeylerin hayalini kurmak güzelliklere acıklacak planlar yapmak mutlu ediyor beni ve kendimi güçlü hissettiriyor...

ama bazı zamanlar vardır ki tüm planlar alt üst oluyor.. bazı şeyler için planlar yapmamalı insan diyorum... bir şeye inanıyorsan ve olmasını istiyorsan adım atacaksın! sonrasını da Allah' a havale edeceksin... acele etmekten de korkuyorum... kesin diye konustugum cogu seyden sonra son anda elimden kacıp gidişlerini izledim...o sebeple dua ediyorum sadece olması için...

ve gün geçtikçe bu yük ağırlaşmaya başlıyor... özellikler senden haber alamadığım zaman dilimlerinde kendimle başbaşa kaldığımda inan çok zor oluyor... ama sesini duyup ışığını bana yansıttığın anda yeniden doğmuşçasına güçlü hissediyorum kendimi...

şimdiye kadar hissetmediğim kadar güçlü hislerim ve bu rüyayı cok berrak görüyorum... N'olur kacırmayalım bu sefer mutluluğu...

25 Şubat 2011 Cuma

bunu bize yapma... ben yaptım.. sen.......................

gece tarifesi

oldum olası geceyi sevmişimdir... gündüz yaşanılan tüm hatalrımı örtercesine gecenin o siyahlığı huzur vermiştir bana...son 15 gündür daha bi ayrı seviyorum geceleri... eğer o gün uslu bi cocuk olursam şirinleri görebiliyorum geceleri:))

Barış Manco geldi aklıma...




sigarayı bırakmalıyım.. ağzımın içi küllük gibi oldu:((


balkonumu özledim... kocatepeye bakan balkonumda seninle konusmayı... sogugun tüm vücuduma yapışmasını... sesinin içimi ısıtmasını..SENİ ÖZLEDİM...

ACINI SECMEKTE ÖZGÜRSÜN...

İnsan bütün isteklerini var gücüyle bir şeye çevirdi mi ne olur biliriz; hep o tarafa sel gibi akan isteklerin, geri kalan her şeye gücü azalır ... platon

Bir gün seni bırakırım ya,
Tütünü bırakmak gibi bir şey olur bu,
Evet, gün geliyor, bıkıyorum senden,
Ama İstanbul'dan bıkmak gibi bir şey olur bu.

Gerçek şu ki; herkes seni incitecek. Yapman gereken tek şey, "acı çekmeye değer birini bulmak".

ACINI SECMEKTE ÖZGÜRSÜN...

24 Şubat 2011 Perşembe

eşek kafalı...

sonra yeniden uykuya daldı genç kız... gözlerini kapattığında O'nun sesi hala kulaklarındaydı... düşünmekten kendini alamıyordu... telefonu her kapatışında hisseetiği duygunun bir an önce geçmesini diledi...

hayal kurmayı özlemişti... eskiden de hayaller kurardı.. küçük küçük dünyalar yaratırdı kahramanının kendisi olduğu... şimdi ise bu rüyayı beraber yazmak teklif edilmişti kendisine.. bu nasıl bi histi.. merak ediyordu.. sanki yasak bir meyve gibi büyük bir hazla kendini bırakmıstı olayların gelişimine... ama gene de tutuyordu kendini bir nebze olsun... korkuyordu.. ürkek kalp atışları zaman zaman göğüs kafesini yırtacakmış gibi çarpıyordu..

Şubat... bir aya bu kadar anlam yüklemek saçmamıydı? tarihlere takılmamak elde değildi aslında... o kadar derin ve yoğun yaşanmış günleri diğer günlerler bir tutmak haksızlıktı biraz...

O nu düşündü sonra... O ndan yıllardır duymak istediği şeyleri duymanın hazzını yaşıyordu... eşşek kafalı diye gülümsedi...

fal

herşeyin sana dair olmasını istediğimden mi yoksa artık ikimizin de kaçacak yeri kalmadığından mı?

acele edişim geç kalınmışlıklarızdan mı yoksa daha fazla geç kalmak istemememden mi kaynaklanıyor?

her seni sevdiğimi söylediğimde yeniden doğuyor gibi olmamın sebebi hikmeti....

sana sarılmak hissi bütün bedenimi ele geciriyor...

yak gel...

22 Şubat 2011 Salı

no es una novela




seni seviyorum ....

seni neden sevdim?

inişli çıkışlı hayatımın nirengi taşları olmuştur her zaman... hayatıma aldığım en alalade insanlar bile günü geldiğinde birşeyler öğretmişlerdir bana...

insanların sevgisine sahip olmanın ne derece güzel bi duygu olduğunu yaşatan bir işi yapıyor olmaktan çok mutluyum...

hayat enerjimin hiç bir zaman solmamasını diliyorum... hayatımda negatif insanlardan uzak durmaya çalıştım hep... bu sorunları olduğunda onları dinlememek anlamında değil... hayata hiçbir zaman pozitif bakamayıp hep karamsar olanlardan bahsediyorum...

Allaha olan inancım hiç bir zaman yok olmadı... inançlı bir yapım olduğunu söyleyebilirim... ama zaman zaman hatalar yaptım.. günahlar da işledim... Ama yürekten dilediğimde Rabbim bana her zaman güzellikleri sundu... şükürler olsun...

21 Şubat 2011 Pazartesi

telefon...

göz kapakları ağırlaşmaya başlamıştı... O'nun söylediğini yapmaya karar vermiş, son 10 gün içinde yaşanılanlara takılıp kalmamasını ve herşeyi oluruna bırakmasını öğütleyen sevgilisinin söylediklerini aynen uygulayacaktı... sabah işten kendini eve atar atmaz bir duş alıp uyumayı düşündü önce... arabada bıraktığı için cevap veremediği sevgilisinin telefonundan sonra başka bişi düşünemiyordu... O'nunla konuşmalıydı... beklemeye başladı....aradı bir iki kez... açmıyordu... yok hayır kararlıydı...onunla konuşmadan uyumayacaktı... uyku dengesi iyice bozulmuştu... ve dün gece 4 e kadar onunla konusmustu... sonrasında uyuması bir türlü mümkün olmadı... uyku ile uyanıklık arasında gecirmişti 3-4 saati... yorgunluk göz kapaklarını iyice zorlamaya başlamıştı... sonunda konustular ve huzur kapladı tüm benliğini artık uyuyabilirdi....

19 Şubat 2011 Cumartesi

kısık ateşte veda...

evi topluyorum bir küpen ve tokan elime geçiyor... yığılıyorum koltuğa... hayalin dolaşıyor odalarda...

aslında herşey rüya gibi başlamıştı... çalan bir telefonun ardından bütün bunları tekrar yaşayacağımızı sanırım ikimizde aklımızın ucuna dahi getirmemiştik...

dün gece sana dair içtim... her boşalan kadehte biraz daha özledim seni... ve biraz daha sustum... susmak en iyisiymiş bazen.. söyleyecek çok şeyin olup ta söyleyememek...

gerçeklerden kaçılmıyomuş... mış gibi yapılaMIyor muş... bu gece yarısı gidiyosun bu şehirden... ben den .. BİZ den... bu sefer beni de yanında götüreceğini söylüyorsun... içime çektiğim SEN ler kaldı elimde... ciğerlerime kadar zerk ettim seni...

9 Şubat 2011 Çarşamba

rüya-1

bip..bip...bip...bip...

uyandı... oda karanlıktı...camdan ayın ışığı usulce süzülüyordu.. midesinde bi yanma hissetti... başının üstündeli yanıp sönen küçük lambası ile o garip aleti farketti... bu ses de ondan geliyodu herhalde.. ay ığığının el verdiği ölçüde nerde olduğunu anlamaya çalıştı..ve vücudundan çıkan kabloları görünce bir hastane odasında olduğunu anladı.. buraya nasıl gelmişti? ne kadar zamandır uyuyordu.. ve daha önemlisi o gördüğü garip rüya da neyin nesiydi...

en son hatırladığı mum ışığının aydınlattığı odada, dağılmış saçlarıyla kaplı yüzünü seçemediği bir kız omzunda ağlıyordu.. "bir daha seni aramıycam..." sözleri döküldü göz yaşları içindeki kızın ağzından... bu bir veda idi... içi burkuldu ve midesideki yanma hissi iyice arttı...olanları anlamaya calısıyordu...gercekle rüyanın iç içe girdiği bu zaman diliminde kendisine verilen ilaçların etkisi olduğunu düşündü...
aklı bu düşüncelerle karman çorman bir haldeyken kapı açıldı... esmer bir kadın belirdi kapıda... kendisini görünce sevinçle bir çığlık attı:

_ şükürler olsun ! sevgilim kendine gelmişsin... doktor! hemşire! koşun! KOCAM kendine geldi...

7 Şubat 2011 Pazartesi

b u g ü n b a n a e s k i s e v g i l i m ge l d i......

bugün eski sevgilim geldi.. . yanında eski hatıralarımızla... ya da benim.. onun için geride kalmıs seyler benimse hala yaşadığım... beraber ağlamak isterdim onunla.. pişmanlıklarımıza en cok da benimkilere...

eski sevgilim geldi bugün... uzun süre sacmaladık... nası davranacagımızı bilemeden... konunun eski yasanılmıslıklara gelmemesi için cok cabaladık.. ama kacıs yoktu...

eski sevgilim bugün bana geldi... calan telofanda ismini ilk gördüğüm anda içim cız etmişti... vedalasıp yolun karsısında kendisini bekleyen arabaya ugurlayana kadar da sürdü bu... onun bana bunu yapmasına izin verdim bir kere daha! herkes acısını cekmeye mahkumdur.. her secim bir vazgeciştir ve her vazgecöişte bir parca pişmanlık vardır...

bana eski sevgilim geldi
bugün... o kadar keskin ve kendinden emindi ki! artık ben de yoksun sen kendini ben de bitirmedin! seni ben de BEN bitirdim ve bunu basardım der gibi karsımda duruyordu... boğazıma düğümlendi hersey! basladıgım hic bir cümleyi bitiremedim karsısında! oysaki güclüydüm.. oysaki ben yönetirdim herseyi... sanırım kaybettiğim nokta da buydu... benim fedakarlık saydıgım seyler aslında kendimden ödün vermemdi! her ne kadar dilinde ben fedakarlık aryıyorum dese de istediği bu değildi... istediği ben değildim ...

eski sevgilim bana bugün geldi... votkanın kan rengini aldıgı zaman dilimlerimde kanıma ne kadar daha votka katmalıyım ki acım gecsin... ama acını cekmeye mahkumsun...kabullensem iyi olacak....

b u g ü n b a n a e s k i s e v g i l i m ge l d i......